Roman

Tarih

Dünya Klasikleri

Kişisel Gelişim










Kitaplar



Romanlar



Tarih



Dünya Klasikleri



Kişisel Gelişim







Romanlar



Hayvan Çiftliği

İngiliz yazar George Orwell, ülkemizde daha çok Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş bir diğer çok ünlü eseridir. 1940’lardaki “reel sosyalizm”in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Hayvan Çiftliği’nin başkişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirir. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olan domuzlar, kısa sürede önder bir takım oluşturur; ama devrimi de yine onlar yolundan saptırır. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin’i simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek kişileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir. Altbaşlığı Bir Peri Masalı olan Hayvan Çiftliği, bir masal anlatımıyla yazılmıştır; ama küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değil, çarpıcı bir politik taşlamadır.





Şeker Portakalı

“Ne güzel bir şeker portakalı fidanıymış bu! Hem bak, dikeni de yok. Pek de kişilik sahibiymiş, şeker portakalı olduğu ta uzaktan belli. Ben senin boyunda olsaydım başka şey istemezdim.” “Ama ben büyük bir ağaç istiyordum.” “İyi düşün, Zezé. Henüz gencecik bir fidan bu. Bir gün koca bir ağaca dönüşecek. Seninle beraber büyüyecek. İki kardeş gibi iyi anlaşacaksınız. Dalını gördün mü? Bir tanecik dalı olsa da sanki özellikle senin binmen için hazırlanmış bir ata benziyor.” Brezilya edebiyatının klasiklerinden Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos’un başyapıtı kabul edilir. Yetişkinler dünyasının sınırlamalarına hayal gücüyle meydan okuyan Zezé’nin yoksulluk, acı ve ümit dolu hikâyesi yazarın çocukluğundan derin izler taşır. Beş yaşındaki Zezé hemen her şeyi tek başına öğrenir: sadece bilye oynamayı ve arabalara asılmayı değil, okumayı ve sokak şarkıcılarının ezgilerini de. En yakın sırdaşıysa, anlattıklarına kulak veren ve Minguinho adını verdiği bir şeker portakalı fidanıdır… Şeker Portakalı’nın başkahramanı Zezé’nin büyüdükçe yaşadığı serüvenleri, yazarın Güneşi Uyandıralım ve Delifişek romanlarında izleyebilirsiniz.





Fareler ve İnsanlar

Pulitzer ve Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan John Steinbeck’in çağımızın toplumsal ve insani meselelerini ustalıkla resmettiği eserleri modern dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alır. Steinbeck romanlarında yalın ve keskin bir gerçeklik sunarken yine de her seferinde çarpıcı bir öykü ile çıkar okurunun karşısına. Tarihin bir kesitindeki dramı insani ayrıntıları kaçırmadan sergilerken, “tozpembe olmayan gerçekçi bir umudun” türküsünü dillendirir. Bu nedenle eserleri edebi değerleri kadar güncelliklerini de hiç yitirmemiştir. Fareler ve İnsanlar, birbirine zıt karakterdeki iki mevsimlik tarım işçisinin, zeki George Milton ve onun güçlü kuvvetli ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie Small’un öyküsünü anlatır. Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran bu ikilinin öyküsünde dostluk ve dayanışma duygusu önemli bir yer tutar. Steinbeck insanın insanla ilişkisini anlatmakla kalmaz insanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişkileri de konu eder bu destansı romanında. Kitabın ismine ilham veren Robert Burns şiirindeki gibi; “En iyi planlar





1984

Parti'nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. (...) Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu. George Orwell'in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır. Can Yayınları, bu "bütün zamanların kitabını" Celâl Üster'in özenli çevirisiyle okura sunmaktan kıvanç duyuyor.





Tarih



Nutuk

“Nutuk”, Atatürk’ün yakın tarihimiz açısından büyük önem taşıyan ünlü eseri “Nutuk”, yıllar sonra Arap harflerinden bir kez daha çevrildi. Uzun soluklu bu çeviri süreci, eserin 1934 baskısında var olan ve günümüze ulaşan çeşitli hataları da ortaya çıkardı. 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Fırkası kongresinde bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından okunan büyük “Nutuk”, iki yıllık bir çalışma sonunda 1927 baskısından Latin harflerine aktarılarak Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. “Nutuk”un Arap harfli ilk baskısının metni 627, belgeleri ise 303 sayfaydı. 1934 yılındaki ilk Latin harfli yayını belgeler dâhil üç cilt yapılmış, Milli Eğitim Bakanlığı daha sonraki baskılarda eseri çoğunlukla üç cilt halinde yayımlamıştı. Yapı Kredi Yayınları Delta Dizisi’nden çıkan baskının tamamı tek cilt olarak 1197 sayfada toplandı ve orijinaldeki 10 renkli harita da eklendi. Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan “Nutuk”un çevirisi 1927 tarihli orijinal baskıdan yapıldı. Bu nedenle, eserin 1934’teki ilk Latin harfli baskısında yer alan hatalı okumalar ve bu baskıya dayanarak daha sonraki baskılarda yapılan hatalar Yapı Kredi Yayınları’nın bu yayınıyla düzeltilmiş oldu. 1934 baskısında var olan ve günümüze kadar aktarılarak devam eden ama Yapı Kredi Yayınları baskısında düzeltilen yanlış okumalar arasında “nurdan”ın “Sevr’den” olarak, tasmîm”in (tasarlama) “tashih” (düzeltme) olarak, “müebbed”in (sonsuz) “müeyyed” (teyit olunmuş) olarak, “salabet”in (katılık, dayanıklılık) salâhiyet (yetki) olarak, “müteessir’in (üzgün) “müessir” (etkili) olarak yanlış okunması sayılabilir. Ayrıca “tüfek ve cephane ziyâına ve su-i tevzî’ine müteallik” cümlesindeki “su-i tevzî’i”, “süt tevzî’i” olarak okunması da, sanki Atatürk “Nutuk”ta, “tüfek ve cephanenin kaybolması ve kötü dağıtımı”ndan değil de “tüfek ve cephanenin kaybolması ve süt dağıtımı”ndan söz ediyormuş gibi yanlış okumalara da yol açmıştır. Yapı Kredi Yayınları, bundan sonra araştırmacılar, bilim adamları ve her zaman “Nutuk” okuyacaklar için, ilerde “Yapı Kredi Yayınları baskısı” diye anılacak bir yayın yapmış oluyor. Nutuk Gazi Mustafa Kemal tarafından 1927 (Ciltli-Kutu içinde, özel haritalarıyla beraber) “Nutuk”un 1927 tarihini taşıyan eski yazı basımlarından Ziver Öktem ve Yücel Demirel tarafından yeni harflere aktarılmıştır.





Yakın Tarihin Gerçekleri

"İttihatçılar milliyetperver ve büyük ideallere sahiplerdi ama kendilerini değerlendiremeyen bir ekip olmaları onları başarısızlığa sürükledi." “Mustafa Kemal (Atatürk), Suriye’de Vatan Cemiyeti’ni kuruyor, ertesi sene Makedonya’ya geliyor, oradan Trablusgarp’a koşuyor. Trablusgarp’taki görevi bitince tekrar bu tarafa Balkan Harbi’ne geliyor. Bu durum tabii ki kendisini ve düşüncelerini müthiş etkilemiştir.” "Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türk toplumu kaosu ve yeni bir dünya savaşını değil, Milli Mücadele'yi tercih etmiştir." "Osmanlı İmparatorluğu, milliyetçi akımlar sayesinde dağılan tek imparatorluk değildi; fakat ne Rusya, ne de Avusturya-Macaristan’da ulusalcı akımlar bu derecede aktif ve silahlı eyleme dönüşmüştü." "1967'de bindiğimiz trendeki ihtiyar Araplar 'Ah nerede o Osmanlı!' diye yakınıyorlardı. Cevabı düşündürücüdür. Acaba o Osmanlı'yı kim kovaladı, bizimle beraber mi kovalandı; bilemiyoruz." "1918 yılında, mütarekenin en hazin vaktinde, millet her yerde direniyordu. Ama bu direnişlerin arasında koordinasyon yoktu. O eşgüdümü hangi politik deha sağlayacaktı? Ancak arkasında askerî bir başarı ve müspet intibaları olan bir komutan… Mustafa Kemal Atatürk..." “İkinci Dünya Savaşı, cephede öldürdüklerinden çok, geride yaşayan ölüler bıraktı.” İLBER ORTAYLI





Savaş Sanatı

Çinli filozof Sun-Tzu'nun günümüzden 2.500 yıl önce yazdığı "Savaş Sanatı" adlı eser 13 bölümde toplanmış 384 savaş teorisinden oluşmaktadır. Bu teorilere temel olan ilkeler savaş alanında olduğu kadar ekonomi ve politika alanlarında da liderlere yol göstermektedir. En önemli ilkeler ise zaferin mümkün olduğu taktirde savaşsız kazanılması ile, savaş ve rekabette üstünlük kazanma yollarını bulmak için fiziki unsurları, psikolojik faktörleri ve politikayı doğru bir şekilde analiz etmektir. "Savaş Sanatı" strateji konusundaki en önemli kitaplardan birisidir. Ancak, Clausewitz'in "Savaş Üzerine" adlı yapıtı ile karşılaştırılabilir. 20.yüzyılın büyük liderlerinin çoğunun yararlandığı bu kitabın önemi, savaşla ilgili evrensel prensipleri keşfetmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Sun-Tzu o derece günceldir ki, dünyanın bütün askeri akedemilerinde her yıl sayısız seminer ve tez konusu olmaktadır. "Dolaylı Strateji" kavramını ortaya atan Liddel-Hart'da fikirlerinin özünü Sun-Tzu'ya borçlu olduğunu saklamamaktadır. Bu ciltte "Savaş Sanatı"nı TAM METİN olarak okuyabilecek ve ayrıca her bölüm ile ilgili açıklamalı yorumları bulabileceksiniz. Keza Sun-Tzu'nun yaşadığı dönem ve tarihi çerçeve konusunda da geniş bir ek bilgilenme sağlanmaktadır.





Kök Tengri'nin Çocukları

Türkler… Esir düştüler, savaştılar, barıştılar… Uzak Asya’dan Akdeniz’e kadar uçsuz bucaksız bir coğrafyaya yayıldılar. Devletler kurdular, devletler yıktılar. Çin’e aman vermediler. Birçok farklı isimle anıldılar, farklı dinlere inandılar. Çok büyük bir medeniyet yarattılar. Başka medeniyetlerin yükselmesine katkıda bulundular. Hepsi de masmavi Gökyüzünün (Gök-Tanrı’nın) altında buluştular. Türkler kimdir? Nereden gelirler? Hangi dinlere inanırlar? Tarihleri ne zaman başlar? Nasıl teşkilatlandılar? Ve en önemlisi nasıl bu kadar başarılı oldular? Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, bu kitabında yukarıdaki soruların ışığında Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar yayılan Türklerin İslamiyet öncesi tarihlerini bütüncül bir şekilde okuyucuya sunuyor. Karmaşık gibi görünen bir tarihi yalın şekilde anlatan, örneği az rastlanır bir çalışma...





Dünya Klasikleri



Sefiller

Sefiller, her biri bir roman büyüklüğünde beş kitaptan oluşuyor; romanda her şey var. Romanın esasını, Jean Valjean'ın hayatı teşkil ediyor, Marius ve Cosette arasındaki aşk da bu hayatı süslüyor. Hikâyenin büyük bir kısmı gerçek olaylara dayanıyor. Sefiller, tezi olan bir roman; adaletsizliğe karşı bir hücum. Hugo, insanları, küçük suçlar için küreğe mahkûm eden, suçluyu ıslah etmekten ziyade cezalandırmak üzerinde duran, hafifletici sebepler üzerinde durmayan, göz hapsi altında tahliyeye imkân vermeyen barbarca bir hukuk ve ceza sistemini eleştiriyor. Bu halleri yaratan ve katlanan toplumu suçluyor. Hugo'nun, Fransa tarihinde çok önemli yeri olan İmparatorluk, Bourbon restorasyonu ve Temmuz hanedanlığı hakkındaki sözleri okunmaya değer ve ibret verici. Aslında Marius'un siyasi düşünceleri, tıpkı Hugo'nun geçtiği safhalardan geçiyor; ilkin kralcı, ardından Bonapartçı ve nihayet cumhuriyetçidir. Hugo, Fransız Millet Meclisi'nde bulunmuş olmakla, pratik politika hakkında bildiklerini anlatıyor. Mamafih, halkı imparatorluğun fanatik destekleyicileri haline getiren veya onları, ölmeleri için barikatlara gönderen siyasi hareketin mistisizmi hakkında şevk ve heyecan duyuyor. Sefiller, hepsinin üstünde, kutsallık üzerine ahlaki ve dinî bir incelemedir ki, bu da bir romancı için belki en zor tezlerden biridir. Ayrıca Hugo, hikâye ile organik bir bağlantısı olmayan muazzam miktarda çeşitli bilgi ve yorumu da önümüze koyuyor. Böylece, argonun tarihi, rahibe manastırlarında hayat, Paris'in lağımları ve Waterloo Savaşı hakkında âdeta bağımsız makaleler okuruz. Bunların bazıları göz kamaştırıcıdır. Waterloo'da olup bitenler şaheserce anlatılıyor. Nihayet Hugo'nun, Paris'in eski mahalleleri hakkındaki notlarını da zikretmeliyiz. O bunları yazdığı sırada, bu mahalleler yıkılıyor, yeni ve geniş yollar yapılıyordu. Hugo'nun bu yazıları, hızla kaybolmakta olan sokak ve binalar için duyduğu derin nostaljiyi yansıtıyor. Pek az yazar, şehri, hayat, metabolizma ve ölüm işlemleriyle yaşayan bir organizma halinde görebilecek kadar böylesine derin hislere sahipti. Sefiller, hiç şüphe edilemez, bir şaheser. Jean Valjean ve onun piskoposu, edebî ölümsüzlüğe eriştiler ki, Sefiller'i okuyanlar onları unutamaz. Ötüken’in metni, 1907 yılında Avan-zade M. Süleyman tarafından Osmanlı Türkçesiyle yayımlanmış olan çevirinin Erol Kılınç tarafından yeni harflere aktarılarak günümüz Türkçesine uyarlanması suretiyle yayıma hazırlanmış eksiksiz bir metindir. İçindeki resimler ise orijinal baskılarda yer alan resimlerin basıma uygun olabilenlerinden seçilmiştir. Ötüken, eseri gerek üslup ve gerek teknik olarak yüksek bir kalite ve iplik dikişli iki cilt halinde okuyucuya sunmuştur.



Don Kişot

Gerçek ile hayalin sınırlarının bulanıklaştığı, aklın serüven tutkusuna boyun eğdiği unutulmaz bir hikâye… La Mancha’nın küçük bir köyünde yaşayan, eski şövalye hikâyelerine kendini kaptırmış bir bey, elinde paslı mızrağı, başında dedesinden kalma miğferi ve yüreğinde tükenmez bir adalet arzusu ile yollara düşer: Don Kişot. Yanında, gerçekçiliği ile efendisinin hayallerini dengelemeye çalışan sadık yoldaşı Sanço Panza vardır. Yeldeğirmenlerini dev sanarak saldıran, çaresizleri korumak ve kötülüğü alt etmek için kendini tehlikeye atan Don Kişot’un maceraları, yalnızca bir delilik öyküsü değil; aynı zamanda inanç, cesaret, dostluk ve hayal gücünün sınır tanımazlığının da destanıdır. Miguel de Cervantes’in bu ölümsüz eseri, yüzyıllardır okurlara hem kahkaha hem de hüzün dolu anlar yaşatmaktadır. Don Kişot, yalnızca bir roman değil, insan ruhunun sonsuz düş gücüne açılmış bir kapıdır.



Yeraltından Notlar

Kitabın isimsiz anlatıcısı, Yeraltından Notlar’ı için “edebiyattan ziyade kendimi ıslah çabası” der. Ama satırlarını okuyan herkesin yerine haklı isyanını dile getirdiğini hatırlatır. Çürümekten, alışmaktan uzak durmak için yazmıştır Yeraltı Adamı: Biliyorum; belki söylediklerime kızacak, bağıracak, ayak direteceksiniz. “Yalnızca kendi adınıza, yeraltındaki sefaletiniz hakkında konuşun ve sakın ‘biz hepimiz’ demeye cüret etmeyin!” diyeceksiniz. Beyler, affedersiniz ama bu hepimizcilikle kendimi haklı çıkarmaya çalıştığım yok. Dostoyevski için dönüm noktası sayılabilecek romanı Yeraltından Notlar; deyim yerindeyse onun Gogol’ün paltosundan sıyrıldığı ve sonraki büyük romanlarında anıtsal bir boyutta ele alacağı ahlaki, politik ve sosyal fikirlerinin sesini ilk defa duyurduğu güçlü bir anlatı. Bugüne kadar insanın çaresizliğine karşı yazılmış en samimi yapıtlardan biri olmaya devam eden eser Rusça aslından çevrildi.



Anna Karenina

Tolstoy’un “mürekkep hokkasının içine vücudundan etler bırakarak” yazdığını söylediği ölümsüz romanı Anna Karenina… Roman sanatına dair ders niteliğindeki işlenişi, içerdiği zenginlik, estetik değerinin yüksekliği ile güzelliğin simgesi Anna Karenina… Okumuş olmayla olmamanın yaşama bakışı doğrudan etkilediği, okurun, “sayfaların içine ruhumdan kabuklar bıraktım” diyeceği romanlardan Anna Karenina… Doğa, toplum, insan tasvirleriyle Tolstoy’un dehasının incelikli bir örneği olan roman, gücünü, insanın temel sorularından alır: İnsan ne için yaşar? İyi, kitapta okunacak kadar yüzeyde mi, hisle bulunacak kadar derinde midir? İkiyüzlü bir toplumda erdem nerededir? Sadakati belirleyen nedir? Mutlu olmak mümkün müdür? Aşk, ele geçirdiği varlığa göre mi biçim alır, yoksa aşkın o varlığı değiştiren bir gücü mü vardır? Tolstoy’un ana karakterleriyle birlikte dünyanın her köşesinden milyonlarca okur, yüz kırk yıldır benzer sorular sorarak, benzer arayışlara kapıldı. Siz de kapılacaksınız. Sormayacağınız tek soru, “aşk buna değer mi” olacak. Çünkü Tolstoy’un ruhunuzun derin sularına attığı bu taşla yükselen kumlar, size cevabı çoktan fısıldamış olacak. Onun, tüm karakterlerini anlamamızı sağlayan o bilge ışığıyla; haklı ve haksız’ı, iyi ve kötü’yü, doğru ve yanlış’ı siz de tekrar düşüneceksiniz. Yordam Edebiyat bu büyük eseri, Rusça çevirinin duayeni Hasan Âli Ediz’in Türkçesiyle sunmaktan gurur duyuyor. Beklentisi yüksek okurlar için…



Kalk, Çalış, Başarısız Ol!

İLK KEZ GERÇEKLERİ DUYACAKSIN! PEKİ BUNA HAZIR MISIN? “Bu kitabı satın alıp, almamak arasında gidip geliyorsunuz. Kararınızı daha sağlıklı vermek umuduyla bir de kitabın arka kapağında yazanlara bakmak istediniz… Bu kitabı satın alıp almamaya ilişkin birkaç saniye içerisinde vereceğiniz karar, hayatınızda bir dönüm noktası olacak. Bu kitap bugüne kadar sizlerden saklanan tüm gerçekleri yüzünüze çarpacak. Bugüne kadar nasıl da gözlerinizin içine baka baka yalanlar söylendiğini göreceksiniz. Bugüne kadar ömrünüzü nasıl da bir aldatmaca içinde yaşadığınızı anlayacaksınız. Bu kitabı okuduktan sonra daha güzel bir hayatınızın olacağı iddiasında değilim. Ancak tüm hayal kırıklıklarınızı anlamlandırabilecek ve yeni hayatınızı artık gerçeklerin üzerinde inşa edebileceksiniz. Şimdiden uyarayım, gerçekler canınızı çok acıtacak. Tüm hayalleriniz ve umutlarınız yerle bir olacak ama sonra daha sağlam bir şekilde tekrar yeşerecekler. Eğer gerçeklerin acımasızlığı ile yüzleşmeye hazır değilseniz hemen yan tarafta duran birbirinin benzeri binlerce klasik gelişim kitaplarından birini alın lütfen. Şimdi hazırsanız, emniyet kemerinizi bağlayın ve koltuklarınızı dik konuma getirin. Çünkü hayatınızda ilk kez gerçeklerin türbülansına gireceksiniz ve uçuşunuz ekonomi sınıfı.”



Beden Dili

İnsanları 'okuma'nın en hızlı yöntemi bu kitapta... Karşınızdakinin bedenine bakarak aklından geçenleri okumanız mümkün. Duygu ve düşünceleri çözümlemek, insanları doğru tanımak, tuzağa düşmemek, yalanı ortaya çıkarmak itin beden dilini bilmeniz yeterli. Ayrıca beden dilinizi kullanarak patronunuz, aileniz, arkadaşlarınız ve diğer insanların sizinle ilgili düşüncelerini de değiştirebilirsiniz. Gerçek hisler yüzde gizlidir. Başparmaklar, ayaklar ve gözbebekleri ruh halimizi ortaya koyar. Kendimize duyduğumuz güveni konuşmalarımızdan önce bedenimiz yansıtır. Etkili bir el sıkışma birçok kapıyı açar. Karşımızdakini ikna etmenin en etkili yöntemi beden dilini kullanmaktır. İnsanlara güven vermek göründüğü kadar zor değildir. Otoriteyi hem kurmak hem de yıkmak beden dili He mümkündür Eski FBI ajanı Navarro'nun profesyonel deneyimleri ile Princeton Üniversitesinde psikoloji eğitimi alan Marvin Karlins'in bilimsel çalışmalarını birleştiren bu kitap, beden dilini öğrenip kullanarak dünyanızı nasıl kontrol altında tutacağınızı anlatıyor.



IKIGAI

Uluslararası çoksatan bir rehber olan Ikigai’yle her gününüz bir anlam kazansın. Japonlar herkesin bir ikigaisi olduğuna inanır, her sabah yataktan kalkmaları için bir sebepleri vardır. İlham verici ve rahatlatıcı bu kitap sizlere kendi ikigainizi keşfetmeniz için gerekli tüm bilgileri veriyor. Aceleci davranmamanızı, hayat gayenizi keşfetmenizi, ilişkilerinizi canlandırmanızı ve kendinizi tutkularınıza adamanızı sağlıyor. Öyle ya, kim her gününü mutlu yaşamak istemez ki?



10 Günde Özgüven

Her güne korkarak mı başlıyorsunuz? Başaracaklarınız konusunda cesaretinizin kırıldığını mı hissediyorsunuz? Günlük yaşamınızda daha fazla özgüvenli, üretken ve neşeli mi olmak istiyorsunuz? Eğer öyleyse, bu kitap tam size göre! Dr. David Burns ruh halinizdeki düşüşün nedenlerinibelirlemenize ve hayata karşı daha olumlu bir bakış açısı geliştirmenize yardımcı olacakyenilikçi ve uygulaması kolay yöntemleri 10 ayrı adımda sunuyor. Düşündüğünüz gibi hissediyorsunuz: Suçluluk, üzüntü ve öfke gibi olumsuz duygular başınızagelen kötü olaylardan değil, bu olaylarla ilgili sizin düşüncelerinizden kaynaklanır. Bu basitama devrim niteliğindeki fikir hayatınızı değiştirebilir! Nasıl hissettiğinizi değiştirmek sizin elinizde: Bu kitapla birlikte neden depresyondaolduğunuzu keşfedecek ve nasıl başa çıkacağınızı öğreneceksiniz. Daha fazla özgüvenli, üretken ve neşeli olmanın tadını çıkarabilirsiniz!

Web hosting by Somee.com